YASIN KARATAS

Google





bluelectronic kadir güdükçam yasin karataş yasin karataş
www.bluelectronic.4t.com www.camlica.s5.com yasinkaratas.blogcu.com www.bluelectronic.tesisi.com
T
PRO2000 INFINITY 531 DESKTOP PC, HP D2360 RENKLİ INKJET YAZICI
461 USD + KDV
544 USD
6 x 121,07 YTL
KDV Dahil
CREA VE4 DESKTOP PC, CREA 17´´ LCD SİYAH
999 USD + KDV
1.179 USD
6 x 262,37 YTL
KDV Dahil

BLUELECTRONIC YAZILARI

Plazma TV mi, LCD TV mi?


Karşılaştırmalardan bazıları şöyle:

Tepki zamanı:
Plazma TV’ler herhangi bir keskinlik veya detay kaybı yaşamadan hareketli objeleri görüntüleyebilirler.
Plazma teknolojisi her pikselin bir imaj üretebilmesi için sadece
bir pulsa ihtiyaç duyduğu için tepki zamanı nerdeyse bir andır.

LCD teknolojisi piksellerin, aktiften inaktif hale ve sonra yine aktif hale geçerek tek bir tepki döngüsü tamamlarlar.
Tepki zamanları 4 milisaniye ile 25 milisaniye arasında değişir.
En hızlı LCD ekranlar dahi belli bir miktar hareket bulanıklığı yaşayabilirler.


...............................................
PLAZMA.................................................. ....................LCD


Örnek:
Bir LCD ekran ile, servis olarak atılan bir tenis topunun sahaya çarpışını net olarak görmeniz zor olabilir.
Tepki hızı topun yol aldığı hat ile uyumlu olarak devam edecek hızda olmayabilir.
Plazma ekranda ise spor ve filmler gibi hızlı aksiyon olan görüntülerin her anını yakından izleyebilirsiniz.

İzleme açısı:
Plazma TV’ler, ışığı doğrudan ekran hücrelerinden veya piksellerinden yaymaları sayesinde,
renkte ve kontrastta ciddi herhangi bir kayıp olmaksızın çok geniş açılardan izlenebilirler.

Bununla birlikte, LCD pikselleri arkalarındaki bir ışık kaynağından ışık aldıkları için
LCD ekranlar 45 derece kadar kü*** açılarla izlenseler dahi kontrast ve renk kaybı yaşabilirler.

...............................................


PLAZMA .................................................. ....................LCD


Plazma – Tüm açılardan olağanüstü yüksek kontrast oranı sunar
LCD – Görüş açısının 45°‘den fazla olması kontrast oranında azalmaya sebep olmaktadır.

Örnek:
Şampiyonanın final günü ve herkes sizin geniş ekranlı flat TV’nizde maçı izlemek için
bir araya geldi. Eğer bu TV plazma teknolojisi kullanırsa, herkes görüntüden zevk alabilecektir
ve bu nerede oturduklarına bağlı olmayacaktır. Eğer TV’niz LCD teknoloji kullanırsa,
45 dereceden fazla bir açıyla TV seyreden herkes nispeten daha zayıf bir görüntü izleyecektir
ve bu da en iyi oturma yerleri için muhtemel kavgalara sebep olabilir.

Ekran yanığı:
Ekran yanığı bazı TV’lerde parlak bir imaj elementi, bir kanal logosu gibi,
uzun süre için ekranda kalırsa oluşabilir. İlk zamanlarda, plazma TV’ler ekran yanığına maruz kalıyorlardı.
Bununla birlikte bu konu ekran koruyucu sistemleri ve büyük fosfor gelişmeleri sayesinde büyük oranda giderildi.
Artık plazma TV’de bilgisayar oyunları oynayabilir veya logo ağırlıklı kanalları
çeşitli statik imajların ekranda uzun zaman kalmasından kaygılanmadan izleyebilirsiniz.

Enerji kullanımı:
Plazma TV’ler LCD’lere göre daha fazla güç kullanmazlar.
Eğer her teknolojinin nasıl çalıştığına bir bakarsanız çok anlamlı bir gerçektir bu.
Plazma TV’ler örneğin, bir pikselin aydınlanması için tek bir plazma hücresinin ateşlenmesine ihtiyaç duyar.
Plazma piksellerinde karanlık, onlara giden gücün kesilmesi ile temin edildiğinden,
plazma TV’ler nispeten daha az enerjiyle karanlık görüntüleri oluşturabilirler.

LCD’ler ise, sürekli yanan arka ışık kullanımları dolayısıyla, görüntünün karanlık
veya aydınlık olmasına bağlı olmaksızın, her zaman sabit enerji kullanırlar.

Örnek:
Yüzüklerin Efendisi DVD’ sini seyretmeye karar verdiniz. Eğer LCD TV’niz varsa,
film, bol miktarda karanlık ve aydınlık görüntülerin karışımından oluşsa da,
TV aynı sabit “orta seviye” enerji ile çalışacaktır.
Çünkü arka ışığı karanlık görüntüler söz konusu olduğunda dahi sabit kalır.
Eğer aynı filmi, bir plazma TV’de seyrederseniz, LCD TV’ye göre,
parlak sahnelerde potansiyel olarak daha fazla enerji kullanacaktır.
Ancak karanlık sahnelerde LCD TV’den daha az enerji kullanacaktır.
Bu da toplam harcanan enerjinin kabaca aynı olduğu anlamındadır.
Aslında, gerçekten karanlık bir film ile, plazma TV’ler
çoğu LCD TV’lere göre oldukça az enerji harcayabilirler!

Kullanım ömrü:
Plazma TV’ler gerçekte LCD TV’lerin kullanım ömürlerinin en azından yarısına sahiptirler.
Her iki TV de, orijinal parlaklıklarının yarısından fazlasını kaybetmeden önce en azından
60.000 saatlik bir ömür sunarlar. Bu da günde altı saatlik bir izleme ile 27 yıla denk gelir.

Plazma ekranlar gerçekte kullandığınız görüntü ayarlarına bağlı olarak daha uzun süreli kullanılabilirler.
Örneğin, kontrastı düşük tutarak plazma ekranın ömrünü potansiyel olarak uzatmış olursunuz.


Üretimin tamamının aynı kurumda olması:
Eğer bir TV farklı firmalardan gelen bileşenleri kullanarak üretiliyorsa,
bu bileşenlerin bir araya gelişi ve çalışması, aynı tek bir üreticide tüm parçaların üretildiği
bir TV’ye kıyasla aynı kalitede olmayacaktır.
Genelde, Plazma TV’ler tek bir firmada geliştirilip üretilmeye daha meyillidirler.

Diğer taraftan LCD TV’ler genelde çeşitli üçüncü taraf firmaların parçalarını kullanarak imal edilmektedirler.
Daha da kafa karıştırıcı olacak şekilde, LCD TV’ler geleneksel olarak fason olarak üretilmektedirler.

Yani bazı firmalar bunları başka üreticilerden satın alır
ve kendi markalarını bunların üzerine koyarak satarlar.
Dolayısıyla, aldığınız LCD TV’nin ekranındaki marka,
ürünün ana kısımlarını imal eden üretici firma olmayabilir.

Plazma ekran aldığınızda hemen her zaman, size en iyi izleme tecrübesini yaşatmak için
söz konusu teknolojinin ürün üzerinde yer alan markanın firması tarafından
spesifik olarak geliştirildiğinden emin olabilirsiniz.

Vista XP'den daha güvenli değil!



CRN test merkezinin 1 hafta boyunca yaptığı testler sonucu Windows Vista'nın güvenlik olarak XP'den daha fazla şey sunmadığı anlaşıldı. Vista çıktığından itibaren birçok uzmanın ağzından Vista'nın işletim sistemi olarak çok da güvenli olmadığını işitip durduk. CRN'nin yaptığı son testte bunu doğrular nitelikteydi. CRN test merkezinde iki bilgisayarla yapılan testte Vista'nın bütün ek güvenlik programları kapatıldı. Kısacası programlar olmaksızın işletim sistemleri tek başlarına neler yapabilecek ortaya çıktı.


Kullanılan laptoplardan birincisi HP Compaq 6515b Windows Vista Business 32-bit sürümü ve 256-bit şifreleme düzeyi olan IE 7.0 kullanıyor. Diğeri ise HP Compaq nc6400 XP ve 128 şifreleme düzeyi ile IE 6.0 kullanıyor. Ortaya çıkan sonuçlar ise şöyle:







Test sonuçlarından da anlaşılacağı gibi Vista aslında XP'den işletim sistemi olarak Spyware/Adware dışında çok da güvenli değil. Yardımcı programları sayesinde her şeyde uyarı yaparak bazı şeyleri engelliyor. Microsoft anlaşılan güvenlik sisteminde çok da fazla şey değiştirmemiş.
ENIAC
Electrical Numerical Integrator And Computer
ENIAC, Amerikan Ordusu tarafından geliştirilmiş olan ve bilgisayar diyebileceğimiz ilk cihaz. Aslında sayıları makinalara hesaplatma işinin geçmişi 1839'lu yıllara kadar gidiyor. İngiliz Charles Babbage mekanik olarak çalışan ilk bilgisayarı üreten kişidir. Kadın matematikçi Ada Countless Lovelace ile beraber geliştirdikleri makinanın ismi "difference engine". Makina basit difransiyel eşitlikleri çözebiliyordu. Daha sonra teorik olarak geliştirdikleri diğer bir makinayı ise hiçbir zaman üretemediler. Ancak sonuçta Babbage'ın ürettiği cihaz tamamen mekanikti ve günümüz bilgisayar sistemlerinin atası kabul edilmiyor.
1930'lu yıllara gelindiğinde fizikçiler aynen ENIAC'ın kullandığı vakum tüplerinden oluşan radyasyon sayaçlarını kullanıyorlardı. Bu yıllarda İngiliz Gizli Haber Alma Örgütü, John Atanasoff ve IBM bilgisayarlar üzerine çalışmalar yapıyordu. Iowa State Kolejinde fizik okuyan John Atanasoff, yüksek hızlı veri hesaplama üzerine çalışmalar yapıyordu. Teorik olarak geliştirdiği sistemi 1941 yılına kadar yapma imkanı bulamadı.



1940'lı yıllara gelindiğinde Pennsylvania Üniversitesine ait elektrik mühendisliği okulu Moore'da yüksek hızda veri hesaplama üzerine geniş çalışmalar yapılıyordu. Kızışan dünya savaşı özellikle daha hatasız uzun menzilli topların tasarlanmasını gerektiriyordu ve bunlar için de hesaplamaları hızlı bir şekilde yapabilen cihazlara ihtiyaç vardı. Tam bu esnada 32 yaşındaki John Mauchly ve 23 yaşındaki J. Presper Eckert tarafından hazırlanan proje reddedildi. Red sebebi ise oldukça basitti, sundukları cihaz (ENIAC) oldukça pahalıydı.




Solda Mauchly, sağdaki ise Eckert.
John Mauchly'nin ilgilendiği ana alan hava tahminleri problemlerini çözmekti. Meteorolojik araştırmalar muazzam büyüklükteki istatistik verilerinin hesaplanmasına dayanıyordu ki bunlar için mutlaka bir cihaz geliştirilmeliydi. Ursinus KOlejinde profesör olan Mauchly, bu hesaplamaları yapacak sistemler üzerine çalışırken soğuk katod tüplerinden faydalanabileceğini bulmuştu. Her ne kadar bunlar yüksek güçlü vakum tüplerinden daha yavaş olsalarda, daha ucuzdular ve daha az elektrik enerjisine ihtiyaç duyuyorlardı. Mauchly, bu projeyi destek alıp geliştiremediği için öncelikce "harmonic analyzer" adını verdiği hemen hemen aynı işi yapan analog bir cihaz geliştirdi.
1941 yılında Amerika savaşa girdiğinde, özel ve gizli bir proje için Moore okulu görevlendirildi. Mauchly buraya gelerek programa katıldı. Bu arada okulun en parlak öğrencilerinden biri olan J. Presper Eckert, laboratuar asistanı olarak göreve başladı. Eckert daha önceden manyetik alan etkisini ölçüp verileri bir film üzerine yazan bir cihaz geliştirmişti.
Birlikte çalışan Eckert ve Mauchly, 1942 yılında "Hesaplamalarda Vakum Tüplerinin Kullanımı" başlığı ile bir rapor yayınladılar. Atış sistemlerinin hesaplanması daha acil bir hal almaya başlayınca, laboratuarın çalışmaları hızlandı. Okulda kullanılan masaüstü hesap makinaları ile bir olasılığın hesaplanabilmesi 40 saati alabiliyordu ve bu makinadan yalnızca 1 adet vardı. Amerikan birlikleri 1943 yılında Afrikaya ayak bastıklarında daha önceden görmedikleri bambaşka bir yeryüzü ile karşılaştılar ve hesaplamalar burada çalışmadı. Ordunun acilen yeni bir atış tablosuna ihtiyacı vardı. Ordunun bu ihtiyacı, hızlı hesaplama yapabilen bir bilgisayar sistemini kaçınılmaz hale getirdi.
Mauchly'nin hazırlamış olduğu rapor bir anda bir projeye dönüştü. 2 Nisan 1943 yılında "Elektronik Difransiyel Analizör" projeyi devereye girmiş oldu. Projeyi aldıktan sonra Mauchly ve Eckert çalışmalarını hızlandırdılar ve ordu ile anlaşma imzaladılar. Projenin ismi: ENIAC
1942 yılında çözülmesi gereken en büyük problem onluk sayaçtı. Bu elektronik sayaç rakamları hafızasında tutabilecek ve 0'dan 9'a kadar artırabilecekti. Projenin ilk 6 ayında değişik yerlerden önerilen 4 değişik sayaç projesi denendi. Diğer bir problem ise güvenilirlikti. Çünkü vakum tüplerinin sayısındaki artış hesaplamaların güvenilirliğini tehlikeye atıyordu. O güne kadar radyolarda, telefon sistemlerinde veya yangın ihbar sistemlerinde vakum tüpler problemsizce kullanılabiliyordu ancak bu kadar çok sayıda vakum tüp birçok hataya neden olabilirdi. ENIAC üzerinde 17,480 tüp vardı ve saniyede 100,000 sinyal üretiliyordu ki oluşabilecek herhangi bir hata 1,87 milyar olasılık doğmasına neden oluyordu. Eckert ve ekibi birçok değişik tipteki vakum tüpünü denediler. Birçok tüpün ömrünün oldukça kısa olduğu görüldüğü.Dolayısıyla ENIAC'da daha düşük güç ile çalışan ancak uzun ömürlü tüpler kullanıldı.
ENIAC 1946 yılında bitirildiğinde, üretilme amacı sona ermiş ve savaş bitmişti. Aslında 1945 yılında ilk olarak kullanıldığında, topların atış hesaplamalarından ziyade zincirleme termo nükleer reaksiyon ve hidrojen bombasının hesaplanmasında kullanılmıştı.